14 Şubat 2010 Pazar

Trene bindim ben:)

Aslında Venedik'te de binmiştim ama kendimi bilir halde iken ilk binişim diyebiliriz. Bir pazar sabahı kendimizi tren istasyonuna atıp , Suadiye - Haydarpaşa arasında banliyö treni ile gidip geldik, hayran oldum ben. Yine binceeemmmm :D





















































7 Şubat 2010 Pazar

Doğumgünü partim..


Doğumgünü partimi bir hafta gecikmeli kutladık , katılan herkese çok teşekkürler, çok eğlendim ben. Pastamın üzerindeki arabalara bayıldım, onları attırmayıp eve de taşıdım :)


1 Şubat 2010 Pazartesi

Güzel Hayranlarım :)



Annem işe gidince anneannem bana bakıyor. O gün anneannemin de işi olduğu için Seden ve Hande ablalardan benimle ilgilenmelerini rica ettiler.


Her sabah annem giderken mızmızlanan ben bu güzel ablaları görünce anneme güle güle bile demedim ve bütün gün çok eğlendim, yine bana baksalar keşke :D

29 Ocak 2010 Cuma

Vay be , 2 yaşındayım :)


2 sene hızlı geçti , güzel geçti :)

2 yaşını doldurunca birden bire daha önce tekerleme gibi anlaşılmaz bir şeyler söyleyerek cevap verdiğim “Senin adın ne ? “ sorusuna “ Kuzey Karan “ ; daha önce inatla 1 diye cevap verdiğim “ Kaç yaşındasın ? “ sorusuna “ 2 yaşındayım” şeklinde cevap vermeye başladım.

Şu sıralar en sevdiğim oyuncağım yapboz lar. 2’li, 3’lü derken en son 8’li yapboz yapmaya başladım.

18. diş sağ üst büyük azı -> 10.1.2010
19. diş sağ alt büyük azı -> 20.1.2010
20. diş sol alt büyük azı -> 27.01.2010

Bu dişlerin çıkmaları uzun sürüyor , elimi ağzımı sonuna dek sokup kaşıyorum. Salya akıtmam normal tabi , el bu kadar ağızda olunca.. Neyse ki uykumu etkilemiyor :D

Doğumgünüm hafta içine rasladığı için partimi aynı gün yapamadık ama teyzeme gittik ,
teyzem, eniştem , anneannem, Güneş teyze ve Mualla teyze ile ufak bir parti yaptık.
Annem beni mum üfleme konusunda çalıştırmıştı ama hala tükürerek üflüyorum, neyse alıştırma yapmış oldum :)














Elimi mumla yaktım da , ondan bu suratım :D












28 Ocak 2010 Perşembe

Osman Dayıcığım...


Osman Dayım hayatımın üçte birinde yani 8 aydır bizden uzakta NewYork'ta imiş . Benim için uzun bir süre bu , ama onu tanıdığımdan sanırım hemen kaynaştık.
Bana hediyeler getirdiğinden de olabilr tabi :)
1 haftalık ziyareti sonrası NewYork'a geri döndü ne yazık ki . Dayıcığım seni çok özleyeceğim ben :(

23 Ocak 2010 Cumartesi

Kar ile oynadım sonunda :D

Sonunda kar yağdı ve Defne ile bu fırsatı kaçırmadık ve kendimizi karlara bıraktık. Hem üşüdük, hem eğlendik.













Gülfem teyze sayesinde güzel bir kardan adamımız oldu, sağol Gülfem teyzecim.



10 Ocak 2010 Pazar

Kuzenim Ulya Berin Ailemize Hoşgeldin :)



Sevgili Kuzenim Ulya Berin 7 Ocak 2010'da aramıza katıldı.
Ben teyzemi ve Koray eniştemi paylaşmaktan dolayı bu durumdan pek memnun olmasam da çaktırmıyorum .
Buna da alışacağım sanırım, hayat böyle bişi :(





8 Ocak 2010 Cuma

Hoşgeldin 2010


2010 yılında da sevgi, mutluluk , sağlık ve şans diliyorum herkese , tabi kendime de :)







1 Ocak 2010 Cuma

23. ay

Yine erkenciyim . 17. ve büyük azı dişlerimden ilkini sol üst dişi çıkardım. Tabi ki iştah ve salyalarım yerlerde :)


Geceleri sürekli uyanmamdan dolayı 14. Ayımdan beri anne ve babamla yatıyorum , hala değişen bir şey yok. Değişmesine de son derece karşıyım . Yatmadan önce uygun iki adet araba seçiyorum , elimde sıkıca tutuyorum. Annem bana masal anlatmaya çalışıyor ama 2 dakikadan sonra masaldan sıkılıyorum ve gökten üç elma düştü kısmına geçmesini talep ediyorum. Annem bana soruyor ; Gökten 3 elma düştü , Birinci elma kimin ? Cevabım annenin . İkinci elma kimin ? Cevabım babanın . Üçüncü elma kimin ? cevabım beniiimmm :D Annem peki sen o elmayı ne yapıyorsun diye sorunca yiyorum diyorum ve yeme hareketleri yapıyorum. Peki sonra ne yapıyorsun deyince de uyuyorum diyorum ve uyku moduna geçiyorum. Genelde uyku rutinimiz bu şekilde. Uykudan su için ve arabam için sık sık uyanıyorum :( Uyurken elimde olan arabam ya da o an aklıma gelen bulunamazsa da ağlıyorum. Gecenin bir yarısı bu tantana anne ve babam için pek hoş olmuyor !



Balık ile oynamaya bayıldığım gibi, yiycem sizi deyip ham ham yapıyorum , pişince de afiyetle balıkları yiyorum. Balık tercihim lüfer ve türevleri ( sarıkanat, çinekop.. ) . Genlerimden geliyor sanırım , hamsiyi de seviyorum. Palamut , levrek , istavrit ve tekiri pek sevmedim.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Uyusun da büyüsün..



Uyku ve yemek konusunda problemlerim devam ediyor. Bu konularda istikrarım hiç yok.


Annem ile isem öğlen uyumak istemiyorum, akşamları uyumamak için direniyor ama uyuyor, sonra 2 saatte bir kalkıp annemi kontrol ve rahatsız ediyorum :) Ama annem bu duruma alıştı ve kabullendi , artık bana sinirlenmiyor geceleri :D


Zeren ve Meltem teyze beni ziyarete geldiklerinde , Zeren teyzenin kucağında güzelce uyudum, annem inanamadı !

4 Aralık 2009 Cuma

Tavla , Teyze ve Ressam Kuzey Karan .....

Tavla oynamayı çok sevdim , özellikle sallayarak zar atmayı. Muzaffer dayıyı yendim ben , yippuuu:)
















Teyzemle kitap okumayı çok seviyorum, bu da doğumdan önceki son halleri kendisinin :)














Ve muhteşem resimlerim ...


Moskova seyahati

Annemin iş seyahati nedeniyle babamla Moskova kaçamağı yaptık. Onat abinin bana 18 yaşımda bir daha Moskova kaçamağı sözü var, buraya yazayım da unutmasın :)

Moskova bizi trafiğiyle karşıladı ; Istanbul trafiği ne güzelmiş dedi herkes. Otele varmak zordu, otele yerleştikten sonra kendimizi hemen sokağa atmaya çalıştık ama trafik nedeniyle istediğimz yere ulaşmamız bayağı uzun sürdü , günün her saati her yeri tıkalı Moskova'nın . Bundan sonra metro kullanma kararını verdik hemen.









Ben metro yollarında uyurken :)



Cuma günü annem ve arkadaşları çalıştılar, biz babamla sokaklarda gezmeye çalıştık ama ben yürürken düşüp dudağımı patlattım, babam beni kanlar içinde otele götürdü, temizledi. Annemi otelde bekledik :(
Annemin beni görünce yorumu" sen düşerken baban nereye bakıyordu acaba? " oldu :)
Cumartesi günü annem, babam ve ben kar yağışı eşliğinde dolaştık ,hepimiz üşüdük. Dediklerine göre moskova için sıcaklık yükseliği rekoru varmış ! , bir de normal sıcaklıkta olsa ne yapacaktık acaba ?



Akşam Ayşen , Begüm, Eray ve Lena ile hep birlikte sirke gittik , çok eğlendik hepimiz :)


Pazar günü dönüş günü ama öğlene dek gezmek lazım :) Kremlin meydanını bir de gündüz gözüyle görüp foto çektirdik. Annemin ısrarıyla köprü aradık, üzerinden geçecekmişiz ama soğuktan ulaşamadık , hatta Begüm abla ve babam köprü olmadığını iddia ediyorlar. Sonra ben acıktığım ve üşüdüğüm için ağlamaya başladım , kendimizi sparro'ya attık. Orada da ağlarken Begüm ablaya bakıp gülmeye başladım . Begüm abla annemin de ona bakıp bakıp güldüğünü söylüyor, ilginç gerçekten !






Uçakta da arkamızda oturan Ayşen ve Begüm Ablaya gülücükler dağıttım. Havaalanında ayrılmadan önce Begüm ablayla hatıra fotoğrafımız , hep böyle gülelim :D